25.5.12
14.5.12
Mis gibi biber gazı...
Eskiden çok sık maça giderdim.. Takım da tutardım. Koyu bir GS taraftarı idim.. Eskiden dediğim Lise sonları/üniversite başları gibi... Holiganlıklar canımı sıkmaya başlamıştı. Sadece GS değil tüm takımların. Hangi takım olduğunu hatırlamıyorum yabancı bir takım ile GS maçında türk taraftarlar, yabancı taraftarları öldürmüşlerdi... Tahrik olabilir ama biz bu tahrike kapılacak kadar kendimizi bilmez miyiz? O gün den sonra bıraktım takım tutmayı..Ne maç izledim ne de takip ettim.Eşim sever futbolu iyi de oynar, koyu fenerlidir. Her maçını izler, ses etmem, bazen ucundan bakarım bazen hiç izlemem... Dedik ki yıllar sonra bir maça gidelim. Fener yenerse kutlamalar olur güzel olur,2 büyük takım futbol kaliteli olur vs vs..
Bilet bulamadık tabiki, ne hikmetse hepsi karaborsaya düşmüş!!! Biletini satanlardan birinden aldık bizde makul fiyatlarda.. (1500 liraya bilet satmaya çalışanlar vardı :S ) Girdik sıraya türk telekom kısmına.. Olaylar direk orda başladı... Maçın başlamasına 30 dk kalmış herkes birbirini eziyor. Polis sıra sağlamak için bariyer kurdu fenerliler deliye döndüler başladılar deli gibi küfür etmeye, hem sıra sıra çıkıyorlar hem deli gibi küfür edip polislerle kavga ediyorlar, polislerde tahrik oldu.Biber gazı sıktı üstümüze dk 1 gol 1 dedikleri bu olsa başladık öksürmeye... Bir taraftar polisin üstüne atladı biber gazı sıkmasın diye diğer polislerde çocuğu hırpalamaya başladılar, bunu gören tüm sırada bekleyen taraftarlar daha da çıldırdı, polisler yolu açtı herkes geçti sonra..
Madem bilet denen birşey var o zaman nedir bu? bileti olanda girdi olmayan da girdi gözlerimizle gördük...
Yukarılara çıktık yerimize oturduk maçımızı izledik. Oynanan futbol değildi. GS pas vermek dışında oynamadı bile doğru düzgün.Fener de vasattı... Maç bitti çıkmak istedik ama o kadar arka sırada olduğumuz için öndeki kalabalık inmeden inemezdik hali ile beklemek zorunda kaldık.Fenerliler bulunduğumuz yerden oturakları fırlatmaya başladılar,Ondan sonra kaos başladı herkes bir yere koşuyor, kimi yukarı kimi aşağı kimi koşa koşa sahaya indi, böle bakakaldık eee kaçamadık da .. Polislerde geri yanıt verdiler taraftarlar yukarı doğru kaçmaya başladılar herşey bir kaç dk içinde oldu. Biber gazını üstümüze doğru sıktılar..O andan sonra anladım insanlar 2 ye ayrılır diye düşündüm :) Biber gazı nedir bilenler, Sadece adını bilenler diye. Gazla 1 sn içinde gözler iptal oldu doğru düzgün göremiyorsun gözlerin başlıyor aynı zamanda akmaya, nefes asla alamıyorsun denizde boğulur gibi , direk koptum ama hala ayakta duruyordum, erdemi hiç göremedim ve ne yapıyor nasıl hiç anlayamadım.Tek yapmaya çalıştığım şey bir şekilde nefes almaya çalışmaktı ama nafileydi.. Erdem elimi sıkıca kavrayıp nefes alamazken sürekli iyimisin diye sormaya çalışıyordu ama kelimeler eksik çıkıyordu ağzından.. Etrafıma şöle bi baktım gazın etkisiyle millet yukarı doğru kaçmıştı daha üst sıralara koşarken düşenler, bayılanlar, kusan insanlar, kadınlar bi taraftan ağlıyor, eşini dostunu o anda kaybetmiş insanlar, çocuklarına siper olmaya çalışanlar,Acaba bizdemi yukarı kaçsak diye düşünürken polis daha da yaklaşınca hemen staddan kaçmaya çalıştık 3 kat aşağı indik merdivenleri anlatmama gerek yok sanırım :/ ağlayan erkek gördüm beni kurtarın diyen... Nefes alamıyorum diye bağıranlar... staddan çıkmıştık ama polis gaz sıkmaya devam ediyordu, dışardaki holigan taraftarlar heryeri yıkmaya başladılar, heryer gaz dı yine. Ters istikamete doğru yürümeye başladık, yürüdükçe oksijenle biraz açıldık... Yüzüm yanmış gibiydi,kısmi felç gibi oldu, hissetmiyordum, gözlerim ve burnum çok acıyordu.. Midem çok kötü bulanıyordu ama ortamdan kaçmamız gerekiyordu. Arka yollardan bir şekilde kadıköye ulaştık. Olaylar orada da devam ediyordu, metrobüsü yakmalar camlarını kırmalar, olayların yatışmasını bekledik ve bir kokteyl salonuna sığındık :) içerde düğün vardı. Bir süre orada kaldıktan sonra metrobüse binmemiz gerekiyordu. Orası da ayrı bir olay. Şöför kapıları açmayınca dışardakiler kapıları kırarak içeri girdiler içerde ayrı bi kavgalar. Artık elim ayağım titriyordu... Yoldan geçen GS taraftarları metrobüs içindeki FB taraftarlarına el kol hareketleri yapmaya başladı, zaten çıldırmış fenerliler iyice gaza gelip metrobüsün camlarını kırmaya çalıştılar, Zincirlikuyu da GS taraftarlarının onları beklediği haberini alınca resmen ait olmadığımız bir savaşa gider gibiydik. Kavgaya hazırlanıyordu resmen. Baktık gittiğimiz yer iyi değil olaylar çıkacağı belli önceden indik ve yine arka yollardan yürümeye başladık ve m.köy e vardık.Hani üstümüzde bir FB forması olsa ölmek garanti olacak... Acaba evime varabilecemiyiz bugün? diye düşündüm yolda... Taksiye atlayıp ailemizin yanına geldik. Kendi evimiz nafile. Metrobüs kapatılmıştı... Beylikdüzü/Avcılar yönüne doğru çok insan geliyor o gece nasıl döndüler? yada dönebildilermi çok merak ediyorum..
O gece kurunun yanında yaş da yandı.Sonuç itibari ile biber gazı yasaklanmalı artık kullanılmamalı diye düşünüyorum. Ne biliyim tazzikli su , yada başka bişi ama bu değil :( Haa artık bir daha ne maç izlerim ne de takım tutarım :)
Etiketler:
biber gazı,
Derbi,
Fenerbahçe,
Galatasaray,
Holigan
19.4.12
Spartacus
30.3.12
Hazır Mobilya Kullanımı
![]() |
| Hazır mobilya tercih edenler ev sahipleri için hazırladığım moodboard. Coastal Homes ürünlerini çok beğeniyorum ve tavsiye ediyorum ;) |
Etiketler:
danışmanlık,
dekorasyon,
dekoratör,
Ev,
Ev dekorasyonu,
koltuk,
mobilya
12.3.12
danışmanlık
Fikir vermek için bir evin baştan aşağı yeniden yenilenmesi gerekmez. Var olan eşyaları yeniden konumlandırarak da aslında " yeni" yi elde edebiliriz. Bugün Nilüfer Çelebi Koca hn ın evine konuk oldum. Var olan ama aslında yeniyi arayan bir ev burası. Genel olarak nilüfer hn (adaşım :) çok düzenli.Bunu evin her yerinde hissedebiliyoruz.Tarzınında klasik olduğunu söyleyebilirim. Evi kurarken ki yanlışlarımızdan en önemlisi eşyaların mağaza da ki durumu ile eve geldiğimizdeki durum arasındaki farklılığıdır. 2+1 evde oturan nilüfer hn eşyalarının salonda çok yer kapladığını söylemeliyim.Bu durumda ne yapıcaz? Eşyaları da yeni aldığımıza ve değiştiremeyeceğimize göre yeniden " düzenleyebiliriz"
Eve girer girmez ilk dikkatimi çeken TV nin yemek masasının üzerine konmasıydı.Bu TV izlemeyi olanaksız bir hale getiriyor.Sürekli başımızı sola çevirerek Tv izlemek çok rahatsız edici.Yeni bir tv ünitesi almadan var olan konsolun torna ayaklarını çıkararak şuan için Tv ünitesi olarak kullanabiliriz. Okla belirttiğim koltuğun karşısında olmalı TV.Konsol gittiği için Masayı duvara daha da yakınlaştırarak 50 cm kadar bir yer daha kazanmış oluyoruz.Ok ile belirttiğim duvardaki Devasa :) koltuğu da oradan kaldırıyoruz.Artık hediyemi ederiz, firmaya geri mi veririz bilemiyorum :) salonda tekrar kullanamayız çünkü yemek masasının önüne koyabileceğimizden başka bir yer olmadığı için salonu yine olduğundan daha da fazla kapatacak. Zaten 4 kişilik bir aile için şuan oturma alanı bu koltuk çıktığında da yeterli görünüyor. Misafir gelmesi durumunda sandalyeleri kullanabiliriz. Zaten büyük ve çok rahatlar.
Bu evdeki ikinci yanlış. Koltuğun arkasına konan ayna, Bu ayna bu ev için olmamış. Oldukça büyük bir tavan yüksekliğinde harika olabilir ama bu mekanı daraltmış.Yer olarak ise yemek masasının duvarında olmalı. Aynayı kestim,Bu şekilde aldığımız yere kestirebiliriz.Birde beyaza boyarsak harika olacağından eminim ;) Eğer kestiremiyorsak daha sade formlu bir ayna seçmeliyiz.
Bunun dışında halı oldukça desenli .Böyle durumlarda koltuk ve yastıklarda sadelik olmalı.Koltuğu bu şekilde düzenledik.
Mor yastıklar ise diğer 2 koltuğa ait oldular, bu şekilde değerlendirmiş olduk.Sehpanın üzerindekileri kaldırdık.
Danışmanlığını gerçekleştirdiğim Nilüfer Hn. a Eşi ve güzel 2 kızı ile birlikte evlerinde mutlu bir yaşam sürmelerini dilerim :)
Etiketler:
danışmanlık,
dekorasyon,
dekoratör,
Ev dekorasyonu
29.2.12
2 film önerisi
Etiketler:
dönüş yolu,
film,
savaş atı,
the way back,
war horse
22.2.12
Yorgunluk Problemi çekenlere..
8 saat uyuduğunuz halde kalkmakta zorlanıyorsanız, gün içinde hala yorgunsanız, öncelikle kan dolaşımınız iyi değil ve toksinlisiniz demektir aynı zamanda.
Neler yapılabilir?
> iç dünyanız ile fizyolojinizi aynı tutmanız lazım ( fizyoloji dışsal görüntünüz, dik duruşunuz, sesinizin tonu, gülümsemeniz vb tarzınız diyelim) Uzmanlar diyorki Bu bir döngüdür. Mutlu huzurlu olmak için iç dünyanızda mutlu olmaya çalışın yapamıyorsanız fizyolojinizi mutluya çevirin, kendize bakın,yüzünüze gülümseme yerleştirin.İkisinden birini olumlu yaptığınızda mutlu / huzurlu olacaksınız. Negatif durumda olmak insanı huzursuz ve uykusuz bırakır.
> Herşey nefesle başlar. Vücut bilindiği üzere 8-12 bardak su içmekle değil, doğru nefes almakla vücut tazelenir. Günde 3 kez eğzersiz yapacaksınız. Nefes alın ortalama 3 sn nefes alın çarpı 4 ile : 12 sn içinizde tutmanız ve sonrasında ağzınızdan nefes verin. Sabah Öğle Akşam Bunu 10 kere toplam 30 kere yapacaksınız. Deneyen insanlar arasında kanser olma riski çok aza indirilmiş bu sayede, nefes aldığınız ve içinizde tuttuğunuz için her noktaya temiz oksijen gidecek ama bu.
> Suca zengin gıdalar yemeye özen gösterin. Meyve ve sebzelerde bolca mevcut,örneğin karpuz.
> Birçok insan sağlıklı beslendiğini iddia eder ama yemek listesinde uygun gıdalar bulunuyormu? Nişastalı yiyecekler enzimle sindirilir, proteinler asitle mesela. Patates ve Kırmızı Eti aynı anda aynı akşam yemeğinde yediğiniz zaman ortalama 3 saat olan sindirme saati 7-8-10 saat bile sürebiliyor bir de akşam yemeğinde içicek içmişseniz gece boyunca guruldayan karnınız yüzünden tam olarak rahat yatamayabilirsiniz. Uygunsuz bu yiyecekler yüzünden vücudunuz enerjinizi sindirmeye harcıyor malesef.
> Az yemek yiyin. Uzun ve sağlıklı yaşayan insanlar tam olarak doyma hissine ulaşmadan masadan kalkarlar. Zaten yaş ilerledikçe de metabolizma yavaşladığı için hem de fit görüntünüzü korumuş olursunuz.
> Meyve aç karnına yenir.Meyve yemekten sonra yenir bizim ülkemizde, fakat meyveler ince bağırsakta sindirilir, yemekten sonra yerseniz ilerleyemeden orada mayalaşır ve atık oluşturur bünyede. Bu sizi hasta edebilir.Ben uyandığımda aç karnına meyve yiyorum. 15-20 dk içinde sindirildiği için kahvaltımı bu süre sonra yapıyorum.
> Az protein tüketin. Vücudumuz enerji için sırasıyla meyve,sebze ve filizlerden elde eder.Sonra Nişastalı ürünler, yağlar ve en son proteinden enerji sağlanır. En az kullandığı proteini vücudumuza yük olmasına gerek yoktur.
> spor veya en kötü ihtimalle yürüyüş yapmak. Spor yapmaya zamanını olmayabilir fakat internette oturduğunuz yerde bile yapabileceğiniz çalışanlar için egzersizler var.
Kısacası yorgunluk bir enerji problemidir. Sinemaya tiyatroya giderek fizyolojinizi ve iç enerjinizi yükseltmeniz mümkün ama kanınızı bu şekilde temizleyemezsiniz. 10 - 30 gün arası bu yukarıda yazan programı deneyin, yurt dışında çeşitli insanlar bunu denemişler sadece yorgunluk problemi değil, hayatlarında ki diğer olumsuz hastalıklardan da kurtulmuşlar.
sevgiler
21.2.12
Hediye Mutlu Bi'şeyler :)
Etiketler:
14 şubat,
anneler günü,
babalar günü,
ev hediyesi,
evlilik yıl dönümü,
hediye,
kavanoz,
nişan,
söz,
yeni doğan bebek hediyeleri,
yıl dönümü,
özel günler,
şekerleme,
şekerlik
10.2.12
Evim Dergisi Şubat sayısı 2012
Muhteşem Şubat :)
Bir kaç kez değişik dergi ve kitaplara çıkma şansım oldu. Ama en büyük hayalim evimizin de dergiye çıkmasıydı. Sürekli tasarımcılara sorulan bir soru vardır. "Evini çok merak ediyorum" Bu beklenti vardı üzerimde :) Benim evden beklentim ise sade olmasıydı. Yalın, net.. Evde temizlik-düzensizlik ile ilgili zaman geçirmeyi çok sevmiyorum.Bu nedenle az eşya olması benim için en önemli konuydu.Erdem pek fazla karışmadı, karışsa da dinlemedim :) Beni uyardığı konu kendini yorma, uğraşma olduğu kadar kısmı idi. Ayakkabılık dışında herşeyi italyan ürünlerinden seçtiğimi söyleyebilirim. Kendi tasarımlarımı kullanmadım, hergün yaptığın resme bakmak bir süre sonra sıkıcılık anlamına geliyordu bana göre. Sıkılgan biri olarak birşeylerin sürekli değişmesi gerekir bizim evimizde..
Bir kaç kez değişik dergi ve kitaplara çıkma şansım oldu. Ama en büyük hayalim evimizin de dergiye çıkmasıydı. Sürekli tasarımcılara sorulan bir soru vardır. "Evini çok merak ediyorum" Bu beklenti vardı üzerimde :) Benim evden beklentim ise sade olmasıydı. Yalın, net.. Evde temizlik-düzensizlik ile ilgili zaman geçirmeyi çok sevmiyorum.Bu nedenle az eşya olması benim için en önemli konuydu.Erdem pek fazla karışmadı, karışsa da dinlemedim :) Beni uyardığı konu kendini yorma, uğraşma olduğu kadar kısmı idi. Ayakkabılık dışında herşeyi italyan ürünlerinden seçtiğimi söyleyebilirim. Kendi tasarımlarımı kullanmadım, hergün yaptığın resme bakmak bir süre sonra sıkıcılık anlamına geliyordu bana göre. Sıkılgan biri olarak birşeylerin sürekli değişmesi gerekir bizim evimizde..
Taş duvarları çok seviyorum özellikle salonda kullanmayı çok istiyordum.Bir süre burada oturup sonra satmayı planladığımızdan bu fikrimi şimdilik erteledim :/
Şömine ve yuvarlak sehpamızı bote tasarım yaptı. Özellikle şöminemiz çok seviliyor diyebilirim. Halı kullanmayı sadece okuma köşesi diye ayırdığım yerde kullanmayı tercih ettim.O kısmı ayırmak adına.. Tekli koltuğumun orjinal rengi turuncu kaplı idi , Satıcı bana bunu kırmızı kaplayıp vermeyi teklif etti, ben ise siyah rengini istedim.Üzerine farklı renklerde değişik şallar kullanıyorum sıkıldıkça, değişik yastıklar. Bu benim tarzım diyebilirim.Değiştirme imkanım olmalı ve bunu küçük şeylerle yapabilmeliyim.İnsanlara da bunu öneririm.
Kitaplardan yaptığım sehpamız , mumlarımız, kafeslerinde kuşlarımız :)
Kara tahtamız ve tebeşirlerimizi de çok seviyoruz. Sürekli bir not yazma halindeyim. Sevgililer gününe hazırlanıyorum :)))
Giyinme odasını erdeme verdim.Yatak odası içinde kendime bir dolap yaptırdım.Siyah dolabımız hem dekoratif hemde işlevsel oldu :)
Şubat sayısı Evim Dergisi Bayilerde, almayı unutmayın ;))
Gecikmiş ocak postu
Etiketler:
Alışveriş,
dekorasyon dergisi,
dergi,
evim,
evim dergisi
31.1.12
evim dergisi
![]() |
| benim cici evim en çok satan dekorasyon dergisi şubat sayısında ÇIKTI, almayı unutmayın :) dergiden sayfaları istedim, o zaman düzgün halde paylaşabileceğim :) |
Etiketler:
beylikdüzü,
dekorasyon,
dekorasyon dergisi,
dekoratör,
dergi,
Ev,
Ev dekorasyonu,
evim,
evim dergisi,
nilüfer durna,
tasarım
30.1.12
Howard Roark - Hayatın Kaynağı romanından.. 1943
![]() |
| Howard Roark - Hayatın Kaynağı romanından.. 1943 Bu çizimler çok eski olmasına rağmen, sanki günümüzde çizilmiş gibi değilmi? Gerçekte kim çizdi bilmiyorum. Ama gerçekten çok takdir ediyorum... Hepsi muhteşem... |
Etiketler:
hayatın kaynağı,
howard roark,
kitap,
mimar,
mimari,
roman,
çizim
28.1.12
küçük köşeler
Etiketler:
dekorasyon,
Ev,
Ev dekorasyonu,
mimari,
tasarım
sıradanlıktan çıkmak..
Etiketler:
ayna,
beyaz,
dekorasyon,
Ev,
Ev dekorasyonu,
mimari,
tasarım,
yatak,
yatak odası
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




































